Ana sayfa Biyografi tadında

Biyografi tadında

IMG_79871-002

Turizmci, Marka ve Hizmet Uzmanı, Seyahat Yazarı, Tur Lideri.. diye başlayan birkaç kelime ile anlatacak değiliz herhalde koca bir zaman alan “Hayat” isimli öyküyü..

İşte bundan dolayı küçük başlıklar atalım, gerisini eğer bir gün bir araya gelirsek etraflıca konuşuruz.

Bakalım mı Erkut Özen Kimdir? diye..

** İstanbul’da doğmanın ve yaşamanın insanlara çok daha güzel enerjiler verdiği ve sonrasında geleceğe dair izlerini bıraktığı huzur yıllarını yaşadı.

** Hayatının her kademesinde kendince önemli birşeylere öncülük etti. Neredeyse bütününde imkansızlıklar içinde olsa bile!

** 14 yaşında bırakın bilgisayarı, fotokopi makinesi denilen aletin İstanbul’da bile birkaç yerde olduğu yıllarda bir mahalle gazetesi çıkardı. Hem yazdı, hem çizdi. Aynı zamanda çocuk dergileri yıllarıydı.. Milliyet Çocuk, Tercüman Çocuk, Hürriyet Çocuk dergilerine çizimler,  yazılar yollayıp durdu. birçoğu yayınlandı, arşivlere kaldırıldı..

** Kıyısında büyüdüğü İstanbul’un Anadolu yakasında, deniz sporlarına hayatını adamış “Canım” dediği babasının öncülüğünde bir yelken kulübünde suların içerisinde, salma-yeke elde büyüdü. Bir de baktı ki yelkenci olmuş! yarışlara katılıyor..

** Büyüyüp durduğu yaşlarda boy da uzuyor madem, haydi basketbol’a da gönül verelim dedi. Birkaç büyük kulüpte oradan oraya topun peşinde koştu. Yıldız, genç takımlar demedi hayalinde takımla antrenmanlara çıktı..

** Hobileri herşeyi ya!. Tutturdu müzik grubu kuracağım diye!. Oysa o dönem Küçük Emrah’ların, Ceylan’ların dönemi. Ama bizim ki rock yapacak.. Bak sen! Grubu kurdu. Sevdiği bir arkadaşıyla yola çıktı ama henüz beste yok, şarkı yok.. Yine de müzik dergileri peşlerinde.. Dönemin en baba dergilerine genç rock grubu olarak çıktılar.. Pazarlama iyi dedik ya!

** “Ben hobilerime devam ederim. Ama okulda bir yandan devam etsin” dedi. Turizm ile ilgileneceğini planlayamayıp Kadir Has’dan sonra gitti inşaat okudu, iktisat okudu, turizm rehberliği okudu. Bir de üzerine Tarih okuyor..

** “Yok yok olmaz böyle!.. benim birşeyler daha yapmam gerek” derken Türkiye’nin ilk kurulan özel radyolarında dj, sunucu, programcı.. artık siz ne derseniz deyin, ondan oldu işte. Şu an da TV’lerde program yapan ilk radyocularla aynı dönem yaptı bu işi.

** Ya gazetecilik?? Durur mu! Bir zamanların ünlü gazetesi Ilıcak’ların Bulvar’ında işe girmesini ondan dinlemelisiniz!

** Radyolar bir açılıp bir kapanıyor, arabalarda siyah kurdeleler ile özel yayıncılık destekleniyordu. Radyo varsa bir de TV olmalıydı elbette. Yerel bir TV bulundu. Öyle bir programlar yapıldı ki, benzerleri 5-6 yıl sonra ulusal kanallar da rating alan yapımlar oldu. Bu defa plan ve proje iyi, ancak hedef kitle ve zamanda birazcık problem vardı. Toplum daha hazır değildi böyle şeylere!

** Hayat böyle akarken Türkiye’nin en iyi ve en kaliteli turizm şirketlerinde bir anda başlayan bir hareketle, transferman denilen transfer yapan kişiden başlayarak, rehberlik, bölge temsilciliği, iç turizm operasyonu, transport ve rehberlik hizmetleri müdürlüğünü yaptı. Hem de çok iyi yaptığını hala herkes söyler. Kışın Uludağ, Kartalkaya, yaz aylarında Bodrum ve Antalya’ya aylarca misafir oldu.

** Tozu yuttu ya!. devam dedi.. Baktı iç turizmde bir takım tıkanmalar var ve satışa yeni yeni ihtiyaçlar gerek.. Pazarlama ve şubeleşmeden tutun da, henüz internet’in sadece chat yapılan yıllarında haydi bunu farklı kullanalım diye gitti patrona baskı yaptı! Ne mi oldu? 10 küsur sayfalık istifa mektubuyla Türkiye’nin o dönemki en büyük turizm şirketlerinden birinden ayrıldı.

** Dedim ya plan ve proje çok ama yıllar imkansızlıklar yılları.. Ama o buna inanmıyor. İmkan yaratılır diye sağda solda hayallerini takip etmeye devam etti.. Bazen oldu bazen olmadı ama turizm, yönetim, pazarlama ve kurumlar hakkında herkese nasip olmayacak tecrübeler aldı.

** Turizm profesyoneli olmak adına Antalya’dan gelen teklifi değerlendirerek Rusya pazarında faaliyet gösteren ve iç pazarda bir firma ile evlilik gerçekleştirmiş olan bir şirketin Rusya operasyonunu yönetti. Hizmet sektörünün tam da göbeğinde yaşadığı tecrübeler öyle yaradı ki ona! Turizm, hizmet yönetimi ve yöneticiliğinde bu işin milliyetinin olmadığını, planlananın, gerçekleşenin ve nasıl karşılandığını ölçmenin üçgeninde kurduğu analitik yapıyla işlerine devam etti.

** Rusya Pazarına yeni giren ancak daha öncelerinde Avrupa’da faaliyetleri devam eden bir turizm grubu Rusya pazarındaki bu faaliyetinin incoming ayağında bir Genel Müdür Yardımcısı arayınca bu defa da yola burada devam edeyim dedi.

** Şirketin gelişmesi, yapılan yatırımlar ile gereksinimlerin artmasıyla kimi değişiklikler yine sahnede ve o da yine oradaydı. Bu sefer şirketin Genel Müdürlük görevine gelmiş sorumluluklar değişmesine, artmasına karşın, hem en iyi için çalışıyor hem de sürekli birşeyler öğreniyordu. Projeler öylesine çoktu ki!. Kurumsal kimlikler çerçevesinde uygulama fırsatını bulduklarıyla bir dolu kazanımlar elde ederek başarılı olmanın yanında mutlu da oluyordu.

** Tam da bu sıralar “yalnızlık üzerine şiirler yazacağıma ben yalnız kalmayayım ve evleneyim” dedi. Tabii ki evlendi. Hayatının en anlamlı ve en tatlı projelerinden biri olan Eylül İrem de işte bu evlilikten sonra katıldı hayatına.

** Çalıştığı grubun Rus pazarında faaliyet gösteren kısmı, Avrupa pazarında faal olan şirketle birleştirilerek yeni bir durum oluştu.  O da yeni oluşumun genel müdür yardımcısı olarak severek çalıştığı gruba hizmet vermeye devam etti.

** Aksilikler mi, yoksa şans mı geri dönüp baktığında çok da anlam veremediği değişikliklerden birinde de, sezon ortasında yaşanan bir hal değişikliği ile ayrılan Genel Müdür’ün yerine vekil olarak atandı ve yaklaşık 6 aylık vekalet sonunda görevine Genel Müdür olarak devam etmesi uygun görülmüştü.

** Ve böylece 10 seneye yakın bir süre aynı çatı altında uzun bir dönem çalışarak, yaklaşık bir sene iki ay gibi geçen bir süre sonunda bu sefer de kendi öyle uygun görünce görevinden ayrıldı..

** Hayat tarzını oluşturan bir çok konuyu bunca yıl boyunca  hayatının yoğun temposuna, özel hayatında ayırdığı vakitlere, tatillere, gece yarılarına sıkıştırarak yaşattı. Neler mi yaptı?

** Öncelikle çalıştığı arkadaşları ile müzik grubu kurdu. Bir içecek firmasının yarışmasında bölge birincisi olup binlerce kişi önünde sahne aldı. Hayal ettiği, yazdığı, hissettiği ve söylediği şarkıları besteledi. Stüdyoda kayıt altına aldı. Daha bestelenmemiş olan bir çoğu defterlerde kabarıp durdu.

** Çok fazla okudu. Halen okuyor.. Öyle bir kütüphanesi oldu ki, onlara bakarken düşünüp acaba bunları okumak için zaman yaratabilecek miyim? kaygısının yanında çevreden duyduğu bende kitap alma hastalığımı var ?diye sorduğu anlar bile oldu!

** Seyahat etmek, fotoğraf çekmek her zaman onu mutlu etti.. Yeni yerler gördüğünde aldığı heyecanı ve tadı “bunu yaşamak çok güzel” diye adlandırdı durdu. Doğayı, yüksekleri, yürümeyi, tırmanmayı çok sevince o dağ senin bu dağ benim, aşağısı arazi yukarısı vadi gezdi dolaştı..

** Birşeyler yazmayı hep sevdi. Paylaşmayı da. O da öyle yaptı. Bir blog kurdu. Eee seyahat etmeyi de seviyor ya!.  Bir “hadi bakalım gezelim, yazalım, fotoğraflayalım, yayınlayalım projesi” olan kesfet.tv de işte böyle doğdu. Aklındaki tatil TV si projesini world travel channel ile Sabancı ailesine kaptırınca o da artık aklındakileri gerçekleştirene kadar bunu uğur yapıp kimseye söylememe kararı aldı! 🙂 Bazı sektörel kurumların ve derneklerin gerek genel, gerekse bölgesel içinde veya yönetimlerinde yer aldı.

** Yurt dışında tur liderliği ve rehberlik çalışmalarına ara vermedi. 100’ün üzerinde ülke ve sayısını hatırlamadığı kadar şehir gezdi. Gezdiği her ülkenin hikayelerini, öykülerini, kahramanlarını yanına aldı ve birlikte gezdiği herkese keyifle aktardı.

** “Kurumsal saygı ve disiplinin, hedef ve inanç odaklı sahiplenildiğinde çok başarılı sonuçlar yaratan projelerin insanı” diye tarif ettiği kendisini, bugüne kadar ki imkansızlıkların kırılacağı, yolları birlikte yürüyecek hedef ve hayalleri hiç bitmeyecek projeler de planlıyor.

** Dünyayı gezmeye, yazılar yazmaya, anılar biriktirmeye, insanları ne olursa olsun sevmeye devam ediyor..

** Belki olur diye bekliyor ama olmazsa da inanın hiç kasmıyor!